Tiroit İğne Biyopsi (İnce Aspirasyon Biyopsi- İİAB)

Tiroitbezinin en sık görülen hastalıkları arasında, tiroit bezinde oluşan yumrular yani nodüller yer almaktadır.  Nodüller, özellikle kadınlarda sık rastlanan ve her üç kadından birini etkileyen, tek ya da birden fazla oluşumlardır. Neden oluştukları, kendiliğinden büyüme ve küçülme sebepleri kesin olarak bilinmemektedir. Genellikle belirti vermez ve ultrason tetkikinde tesadüfi olarak saptanır. Bazı durumlarda da dışarıdan fark edilebilen bir şişlik ya da nodül içindeki kanamalara bağlı olarak hissedilen ağrı, bası hissi, ses kısıklığı belirti olarak görülebilir. Nodüllerin, aşırı tiroit hormonu üretimine yol açma eğilimleri de bulunduğu için kişide çarpıntı, kilo kaybı, yorgunluk, sinirlilik ve terleme gibi şikâyetler de ortaya çıkabilir.

Tiroit Nodülü Nasıl Belirlenir? Hastaya Hangi Tetkik Ve Tahliller Uygulanır?

Nodül bulunan bir hastanın, tam bir muayene ve diğer tiroit hastalıkları açısından laboratuvar tetkikleri sonrasında; ultrason, sintigrafi gibi görüntüleme yöntemleri ile nodülün yapısı incelenmelidir. Nodüllerin elle muayene ile belirlenme oranı %3-7 iken, tiroit ultrasonu ile bu oran % 20-26’ye çıkmaktadır. Bu nedenle ultrason tetkiki, tanı için çok önemlidir. Nodüllerin en önemli özelliklerinden biri de büyük kısmının “iyi huylu” olmasıdır. Genellikle de sağlık açısından önemli bir soruna yol açmazlar. Ancak buna karşın nodül belirlendiğinde, bunların aşırı hormon üretimi yapıp yapmadığı kontrol edilmeli, kanser özelliği taşıyıp taşımadığı incelenmeli ve gerekli ise biyopsi yapılmalıdır. Özellikle bazı hasta gruplarında, örneğin; hastanın daha önce radyasyona maruz kalmış olması, ailede 20 yaş altı ve 70 yaş üzeri tiroit kanseri öyküsü bulunması, erkek cinsiyet, boyun bölgesinde ani başlayan ve hızlı gelişen şişlikler, sert bir kitlenin ele gelmesi, nodülün çevre dokulara yapışık olması, boyunda beze saptanması gibi durumlar söz konusu ise kanser ihtimali artmaktadır. Bu durumda ya da nodülde düşük bir ihtimalle de olsa kanser şüphesi varsa, bunu belirlemenin en etkin yolu tiroit biyopsisidir.

Tiroit Biyopsisi Nedir? Hangi Tür Nodüllere Biyopsi Uygulanır?

Tiroit biyopsisi, ince iğne ile nodüllerden doku örnekleri alınması ve bunların incelenerek kanser yönünden araştırılmasıdır. “Tiroit ince iğne aspirasyon biyopsisi” (İİAB) olarak da bilinmektedir. Biyopsi için nodülün mutlaka çok büyük olması gerekmez. Kuşku uyandıran ve 1 cm’nin altındaki nodüller için de biyopsi uygulanabilir. Bunun yanında; erkeklerde ve çocuklarda belirlenen nodüllere, sert ve çok büyük nodüllere, tek ve soğuk nodüllere daha yüksek kanser riski bulunduğu için biyopsi yapmakta yarar vardır. Ultrasonda nodülün sadece sıvı içeren ince duvarlı kistik bir yapısı varsa, iyi huylu kabul edilir ve biyopsi yapmaya gerek yoktur. Ancak çok büyük olup hastada bazı rahatsızlıklara yol açıyorsa yine ultrason eşliğinde içi boşaltılabilir. Ultrasonda; tek, katı, siyaha yakın koyu renkli (hipoekoik), içerisinde milimetrik kireçlenmeler olan, kenarları net ayırt edilemeyen veya düzensiz nodüller, kötü huylu olabilir. Buna bir de boyunda, aynı tarafta benzer özellikte büyümüş lenf bezeleri varlığı eklendiğinde mutlaka biyopsi yapılmalıdır. Son yıllarda sonelastografi denilen yöntemle, ultrasonografi ile nodüllerin sertlik derecesi ölçülebilmektedir. Sert özellikteki nodüllerin kötü huylu olma ihtimali daha yüksektir.

 

Tiroit Biyopsisi Nasıl Yapılır?

Tiroit biyopsisi, her zaman ince iğne aspirasyonu şeklinde uygulanır. Tiroit içindeki nodülden bir doku parçası alınması yerine, iğneyle sadece sıvı ya da hücreler çekilir. Bu nedenle güvenli bir işlemdir ve kanama ihtimali yok denecek kadar azdır.  Hastanın işlem öncesinde herhangi bir hazırlık yapmasına gerek yoktur. Yalnızca kan sulandırıcı nitelikte ilaçlar kullanıyorsa, bu hastalarda işlem için bir planlama yapılır. Biyopsiye başlamadan önce ultrason ile tiroit bezi detaylı olarak incelenir ve iğnenin giriş yeri ile açısına karar verilir. Bölge steril olarak temizlendikten sonra, iğnenin giriş noktasına, lokal anestezi uygulanır. Ultrason ile çok küçük nodüllere milimetrik isabetle giriş sağlanmakta, iğnenin yönü takip edilebilmekte ve bu sayed biyopsi için doğru bölgeden yeterli materyal alınabilmektedir. İğnenin ultrason eşliğinde takibi ile damarların yoğun olduğu bölgeden uzak bir rota oluşturulur. Birden fazla olan nodüller için aynı işlem tek tek uygulanabilir. Patoloji ekibi tarafından alınan her örnek mikroskop altında incelenir ve yeterli miktar alınıp alınmadığı belirlenir. Miktar yeterliyse biyopsi işlemi sonlandırılır. İşlem sonrası kanama olasılığı açısından yarım saat gözlenen hasta, herhangi bir sorun yoksa evine hatta işine döner.

Tiroit Biyopsisi Sonrası

İnce iğne biyopsisi, nodül değerlendirmesinde altın standart olarak kabul edilmektedir. Yeterli alınabilmiş örnek, deneyimli bir sitopatalog tarafından incelendiğinde, güvenilirlik oranı %100’e yakındır. İnceleme sonrası çıkacak olan sonuç nodülün; iyi, kanserli ya da kuşkulu olduğudur. Bu durumda iyi huylu nodüller hiçbir işlem uygulanmaksızın takip edilirken, kuşkulu ve kanserli olan nodüller için ameliyat gerekir.

0545 357 66 23

Randevu Almak için bizi arayın veya formu doldurun.





null

Uzm. Dr. Ömer Selim Yılmaz
Dahiliye Polikliniği

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment